24 Nisan 2018 Salı

HOKOS POKUS SEÇİM ve EKO-POLİTİK FAKTÖRLER


HOKOS POKUS SEÇİM ve EKO-POLİTİK FAKTÖRLER

1-  Türkiye, birçok araştırmanın nesnesi olabilecek düzeyde ilgi çeken ilginç bir ülke. Geçen hafta “uyum komisyonu” adına açıklama yapan AKP’li Genel Başkan Yardımcısı Hayati Yazıcı 20 gün önce  “erken seçim yok” demiş[1]. Sadece o mu? Tabi ki hayır, bunu söylemeyen Genel Başkan yardımcısı yok gibi[2]. Misal Bostancı; “AK Parti Grup Başkanvekili Bostancı, "Erken seçim yok, seçim zamanında olacak. AK Parti her zaman seçimleri zamanında yaptı. Kim ne derse desin, seçimler zamanında yapılacak" dedi. Daha bir ay içinde AKP Genel Başkanının bu minvaldeki beyanları çınlıyor yandaş gazetelerde. Burada iki durum var. İlki, sıradan vekillere zaten sorulmamıştır. Ancak demekki seçim kararı AKP Genel Başkan Yardımcılarına dahi danışılmadan alındı. İkinci seçenek bile bile yalan söylemek oluyor ki bence ikinci olasılık daha düşük. Çünkü tek adamın her şeye karar verdiği yerde danışmaya gerek yoktur. Bahçeli geçen Salı günü açıklama yaptığında bile AKP’li Sözcüler bu konuda bir fikir beyan etmediler ve bence en çok şaşıranlar da AKP vekiller olmuştur. Ne güzel tek başına ittifaksız ve OHAL mevsimli iktidardaydık. Şimdi ol bakalım  aday aday adayı… diyen az değildir.  Neyse “kulisin omurgası yok” lafı uzatmadan reel durum nedir ona bakalım…

2- Herkes biliyor ki ekonomik hal ve vaziyet 2014 ve öncesi ile kıyaslanamayacak düzeyde olumsuz durumdadır. 7 Haziran 2015te dolar 2,66 TL, 1 Kasım 2015’te de 2,80 TL idi. Şimdi 4 TL’nin üzerinde ve bu etki nedeniyle o dönem tek haneli olan ENFLASYON, İŞSİZLİK VE FAİZ ORANI ŞİMDİ ÇİFT HANELİ. Bu nedenle AKP’yi götürecek ilk etken ekonomidir. Milyonlarca işsiz, atanmayan, ihraç, işten atılan yurttaş, aileleri AKP’ye dur diyecektir.

   
   Yukarıdaki tabloda görüleceği üzere hem dolar kuru hem de enflasyon oranı OHAL döneminde radikal bir artış göstermiştir. Özellikle zamların seçmenleri bezdirdiği kamuoyu araştırmalarına yansımaktadır. Benzinden sonra mazot fiyatlarının 6 TL'ye doğru tırmanışı ve "iğneden ipliğe" herşeye çok kısa sürede gelen zamma karşılık ücretlerin aynı oranda artmaması seçmen davranışını ençok etkileyecek unsurdur. AKP, 2010 yılından bu yana açığa çıkan şekilde ücretleri azaltan bir politika izliyordu. OHAL ile birlikte buna fiyatların genel artışı da eklenmiştir. OHAL'in işsiz sayısını da arttırdığı bu dönemde ekonomik sorunlar halkın en önemli sorunudur. 

3- OHAL ve savaş haline girmiş bir ülkede seçmen davranışı değişikliğine neden olabilecek birçok faktör vardır. Milliyetçilik ve korku dalgalarının süreklileştirilmesi ve medyaya yönelik karartma çalışmaları seçmen davranışı değişikliğini önleme amaçlıdır. Ancak “biz gelsek istikrar sürer”  yalanı da bu şekilde ortaya çıkmıştır. AKP artık hukuk dışılık, OHAL, İhraçlar, içte ve dışta tutarsız siyasetle özdeş bir partidir. AKP karşısında "Hayırcıları" birleştiren bu motivasyondur. 8 temmuzda 2. tur Cumhurbaşkanı seçimlerinde bu motivasyon AKP'yi safdışı bırakabilir. 

4- 2014 yerel seçim sonuçları; kayyum (BDP’liler), istifalar (Ankara, İstanbul, Bursa, …) ve görevden almalar (Şişli, Ataşehir vb.) nedeniyle 2016-7 yılında FİİLİ OLARAK İPTAL EDİLMİŞTİR. Seçmenin buna nasıl yaklaşacağı öngörülebilir değildir. Siyasal iktidara yönelik büyük bir tepki oyu olabileceği öngörülmelidir. “Milli irade” diye diye boğaz patlatanlar CHP ve HDP’li kaç vekili görevden almış, tutuklamıştır. Daha önemlisi “vekil olmak” işlevsizleşmiştir. AKP’li vekiller dahi partileri iktidarda olmasına rağmen yasama görevi icra edememiştir. OHAL KHK’leri ile herhangi bir vekile danışılmadan yapılan düzenlemeler meclisin yaptığı düzenlemelerden daha kapsamlıdır. "Meclisin yeniden meclis olması için" AKP iktidardan uzaklaştırılmalıdır. Bu uzaklaştırmanın en meşru yolu sandıktır. Aksi takdirde 15 temmuzdaki darbe girişimi gibi vakalar hem gayrı meşru hem de tüm topluma zararlıdır. 15 Temmuz sadece AKP iktidarına “Allah’ın lütfu” olmuştur. Onun dışında tüm toplum kesimleri darbe girişiminin faturasını OHAL’le, zamla, ek vergilerle ve borçlanarak hala ödemektedir.

5- İyi Parti ve Saadet Partisi’nin genel seçimlerde gösterebilecekleri varlık önceki seçimlerdeki oranları ile kıyaslanabilir değildir. Bu yönüyle tüm senaryoları temelsizleştirebilir. CHP’nin 15 vekil çıkışı bile AKP sözcülerini çıldırtmış durumdadır. CHP’nin bu çıkışının olmaması durumunda YSK’nin nasıl bir karar alacağı ise tarihin tozlu sayfalarında kalmayacaktır. Saadet ve İyi partinin birbiriyle veya başka bir partiyle ittifak kurması halinde ise senaryolarda radikal etkileri olabilir. Özellikle İyi Parti’nin değişik kamuoyu araştırmalarında çok farklı sonuçlarla kamuoyuna sunulduğu bilinmektedir. Yine Karamollaoğlu üzerinden Saadet Partisi’ne özellikle anaakım medya (!) dışında yer açıldığı gözlemlenmektedir. Bu iki partiye özellikle AKP ve MHP tabanından kararsızlaşan seçmenin gideceği kesindir. Gerek AKP gerekse MHP önceki seçimlerdeki hiçbir vaadini tutmamış ve seçmenine verdiği sözü yerine getirmemiştir. AKP OHAL uygulamalarının en büyük mağdur kesimi muhafazakar yurttaşlardır. İşsizliğin 2017 yılında ençok arttığı bölge Kayseri-Sivas ve Yozgat bölgesidir.

6- Partiler arası ittifak vb. yaklaşımların birebir seçmen davranışına yansımaMA olasılığı bulunmaktadır. Örneğin MHP ile AKP arasında kurulacak İstanbul’daki bir ittifakta AKP’li Kürt seçmenlerin AKP’ye oy verip vermeyeceği bugünden öngörülemez. “Çözüm sürecinin sonlandırılması, Sur-Cizre-Nusaybin ile başlayıp Afrin ile devam eden süreç” üzerine MHP ile oluşturulacak “Kızılelma koalisyonu”, Kürt ve hatta halis dindarlardan oy almayabilir. Benzer bir değerlendirme HDP ve CHP’nin arasındaki bir ittifakta CHP’nin “ulusalcı” seçmeni için de geçerlidir. Ancak 1. Durum 2.’den daha büyük bir olasılık içermektedir. Özetle Kürtler MHP oy vermiyorsa ortağına da oy vermez. MHP, Kürt nufusun yoğun olduğu yerlerde % 3 veya altında oy almaktadır.

7- Yerel seçimlerde ittifak kurmak ile genel seçimlerde ittifak kurmak aynı şekilde ve etkide gerçekleşemeyebilir. Bunu gören iktidarın acelece tutumu seçmenlere bu paniği sorgulatabilir. Bugüne kadar hiçbir seçimi erkene almayan ve bununla da abartılı bir şekilde övünen siyasal iktidar pat diye iki ay içerisinde seçime gitme kararı aldı. Bu konuda teknik anlamda dahi birçok çalışmanın henüz yapılmadığı veya nasıl yapılacağı bilinmediği ortadadır[3]. Örneğin bugün Hayati Yazıcı’nın açıklamasına göre Cumhurbaşkanı adayı olan kişi milletvekili adayı olamayacak. Yani Erdoğan ikinci turda da seçilemezse milletvekili de olamayacak anlamına geliyor. Bu durum Erdoğan karşıtları için siyaseten tasfiyeye imkan sunmaktadır.

8-  Bir iki hafta içerisinde netleşecek olan durum “ittifakların içerisinde yer bulamayan güçlü adayların aday olup olmayacağı durumudur. Örneğin istifa ettirilen ve yerelde bir karşılığı olan önceki dönem belediye başkanlarının milletvekilliğine aday olması ya da “taraf değiştirmesi” durumunda ittifaklarda çatlaklar olabilecektir. Bu seçimde bu olasılığın fazlasıyla gerçekleşme ihtimali vardır. “Zorla ve tehditle” istifa ettirilen başkanlar “onur meselesi yapıp” (siyaseten düşük bir olasılık) kendileri bağımsız veya bir partiden milletvekili adayı olabilir, başka bir adayı destekleyebilir veya ittifakın adayını desteklemede “susma hakkını” kullanabilir.

9- Seçimin “tek sol partisi” HDP’nin baraj sorunun olmadığı birçok araştırmada gösterilmektedir. HDP dışında saadet veya iyi partinin veya dahil oldukları ittifakın barajı geçmesi durumunda AKP 7 hazirandan beter bir duruma düşecektir. HDP’nin 7 haziran düzeyinde veya üzerinde oy alması durumunda vekil sayısını 90-100 arası düzeye yükseltmesi mümkündür. Bu noktada özellikle Kürt ve Sol seçmenlerin parlamenter siyasetten ümitli olmaktan çok var olan OHAL’e, hukuksuzluğa ve faşizme karşı varlık gösterme iradesi belirleyici olacaktır. Ülkedeki “sağcılaşmaya” karşı alternatif hat, kendisi zaten bir ittifak olan HDP üzerinden kurulabilir.







Hiç yorum yok:

Öne Çıkan Yayın

DEM PARTİ MÜŞAHİDİ OL!

  İYİ BİR MÜŞAHİT NE YAPSA DAHA İYİ OLUR   İyi bir müşahit “müşahede altında olan ülkenin” tarihi seçiminde görev alacak sandık kurulu üyesi...